Muhammed Mehdi Aleyhisselam (Osman Aydoğdu)

ŞİKAYET DEĞİL BİR SİTEM VE İNSANLIĞI MEHDİ A.S.’A İMANA ÇAĞRI

Ufkumuzda dünyadan başka bir hevesin olmadığı, cebimizde onbinlarca liralık limiti olan kredi kartlarımızın olduğu, namazı iş arasında 2 dakikada kıldığımız, boş söz ve işlerle dolu bir hayatı yaşarken dava arkadaşımız olan ve sözde islam uğruna hayatını ortaya koyup tüm sevdiklerini terkederek teşkilat çalışmalarında aktif görev alan pekçok kişiyle gayet güzel muhabbetimiz vardı. Çünkü 3 eksik 5 fazla aynı karanlığın ve aldanmanın içindeydik.

Sonra bir gün Rabbim rahmet etti, Habibim dediği kutlu Peygamberimizin müjdelediği Mehdi a.s.’ın geldiği haberini almayı ve ona iman etmeyi ve böylece eski karanlık hayatlarımızı terkedip, ufkunda Allah olan bir hayatı bizlere nasip etti, hiç şüphesiz yine eksiklerimizle hiç şüphesiz yine gafletimizle ama bir büyük farkla, asla Allah’ın hükmüne faizle, boş sözle ya da başka günahlarla bile isteye ve açıktan karşı gelmediğimiz hayatlarla, içinde ilk defa Rabbimizin olduğu ve ilk defa “gerçekten Allah’ın huzurunda kılınan namazlarla, ilk defa her nefeste O’nu zikretme ve unuttuğumuzda hüznünü yaşadığımız hayatlarla, ilk defa hayatımızda “kul olmak” vazifesinin her ana nakşedildiği hayatlarla… bu ilk defalar o kadar çok uzar ki okumaktan bıkarsınız, o yüzden bu kadarla yetiniyorum şimdilik.

İşte böyle bir hayatı Rabbimiz nasip ettikten sonra baktık ki önceden, açıktan isyan ve şirklerimize rağmen bizimle eş, dost, aile, ahbap olanlar bizi terkettiler, yüz çevirdiler. Aralarında bizimle görüşmemek, bizimle insanları görüştürmemek için birlik oldular, tıpkı Ebu lehebin ve cehilin Allah Resulü ve ona inananlara yapmaya çalıştığı gibi.

Elbette üzüldük, dostlukların sahte olduğunu gördüğümüz için üzüldük, sevgilerin dünyalık olduğunu gördüğümüz için üzüldük, Allah denince yanımızdan “yaban eşekleri gibi kaçanları” görünce üzüldük. Ancak bu hüznün karşısında Rabbimizi gönlümüze o güne dek duymadığımız bir huzuru nakşediyordu, ilk defa Allah derken kainatın Sahibini zikrediyorduk ve hamdolsun ki zikriyle gönüllerimiz titriyordu.

Şimdi tüm eş dost arkadaş akraba ve dünyanın tamamı şunu bilsin.

Ben Rabbimi buldum, geri kalan kim varsa beni terketse bile Rabbim şu verdiği imanı gönlümden almadığı sürece her terkediliş bir şereftir benim için, her diken her taş ancak hamd sebebi olabilir. Buradan bu acayip halle hallenmiş, adını bildiğim tüm tanıdıklarıma da bu meseleye gözlerini kapatarak yaşarlarsa, mahşerde hüsrana uğrayacaklarını bir kez daha haber veriyorum. Ve onlara kendi karanlıklarını görebilmeleri adına ne kadar faizin içindeler, namazlarında ne kadar huşu var, boş söz ve işlerden ne kadar yüz çeviriyorlar, Rabbimizi ne kadar hissediyorlar diye soruyorum.

Şüphesiz bu konuda kim görüşmek isterse koşa koşa gidip anlatırım, anlatacağız ve güneş elbette her zaman olduğu gibi bu kez de balçıkla sıvanamayacak.

Tabi ki az bir kısmı da olsa eski tanıdık, eş, dosttan bu hali takınmayan insanlarda var, onları da sonuna kadar tenzih ediyorum.

Şüphesiz bugün ehli sünnet olan tek bir topluluk vardır ki o da sünnette kesin ve itiraz edilemez naslarla haber verilmiş olan Mehdi a.s.’a iman eden topluluktur. Bugün “biz mehdiye inanıyoruz ama sizinkine değil” diyenler, kendilerine Peygamber Efendimiz’in geleceği haber verildiği ve o gelmiş olduğu halde “nefislerince beklediklerine uygun olmadığı” için onu inkar edip nefislerine uygun olan “Faraklit’i, Ahmed’i” bekleyemeye devam edenlerin haline benziyor, beklerken başlarına kıyamet kopacak ve ancak o zaman uyanacaklar ama ebedi bir hüsranla.

Rabbimize ettiğim dua, hiçbirini ayırt etmeden tüm eş, dost, akraba ve tanıdıklarımla hidayet üzere olan yolda yaşamak ve bu halle Rabbimize kavuşmamızdır. Allah’ın selamı, O’nun hükmüne hakkıyla boyun eğenlerin; rahmeti, yalnızca O’nun kudretine teslim olanların üzerine olsun.



Bu yazıyı paylaşın:

0 Yorum

Yorum Bırakın